Nurgali Hazret’e Açık Mektup

 

Selam olsun, Nurgali Molla size,

Hüda’m insaf eylesin gönlünüze.

Boz at çok oynarsa, düşer ateşe -

Sakin durmadan, sende düştün bizim gözlere,

Senin de ruhun yücelsin,

Hasiyetin yayılsın tüm ülkeye.

Sen de bir kurnaz tilkiymişsin.

Biz kurt gibi düştük senin izine.

Bir şey yapmasaydın hâline bakıp,

Sakin ve imkânına göre.

İlimli, yaşlı bir aksakal olsan,

Konuş hele bir kardeşlerinle,

Duydum bağıran bir kahraman diye,

Eskiden alış verişim yoktu seninle.

Aslında ben de kötü değildim,

Kim olduğumu anla bundan da.

Mercani’yi ne yendin, ne ona yenildin,

Kan olup toplandı mı içinde rahatsızlığın?

Önce temizlemek lazım içindeki pisliği,

İçini kaplamasın necis ile irin.

İçin de işin de tertemiz olsun,

Değilse faydası olmaz kuru bilimin.

Ya teslim olmalı, ya dilemelisiniz.

Ehlisünnet imamı - o mücahit.

Yaptığınız pislikler tüm yurda malum,

Rahat etmiyorsun bunları yapmadan.

Koruyamadık bülbülü belalardan,

Utanmadık mertebeli ululardan.

Bulunmaz elma kara ağaçta,

Yemiş ise kurumuş ağaçlarda.

Belki, sen o yörede ulu bir mollasın,

Hakikat sağda mı, solda mıdır?

Rabbani âlimlerinden olayım dersen,

Sabırlı olmak lazım bu yolda.

Mercani’yi yenmek ne haddinize,

Düşmanları cihana malum oldu.

O âlimi aldatmaya niyet eden,

Oynamaya o muydu senin dengin.

Müçtehit gibi âlime söz söyleyen,

Var olsun senin kâmil dilin(!)

Çok kötülük yaptı, deyince

Yüreğim parça parça oldu.

Bir muhterem şahsa saldırılmasın diye,

Bu yüzden ayaklandı fakir kardeşin.

Sıcak fırından çıktı,

Ağzını yakmasın bizim pide.

Müslüman’ın bedduası mı tutmuş basılmaz senin cinin.

Niyetinden vazgeçersin diye umuyorum,

Sataşmazsa eğer kızıl dilin.

Yarasa gibi olsan kör, sana küsen yok!

Ehlisünnet lazımsa, ona takıl,

O zaman tüm dünya seni sever.

Bilimin kıymetini bir öğren sen!

Bilmiyorsan ağzını açma, dilin yanar!

Azizim, olma sen şefkatsiz bir inatçı!

Şefkatsizin cezası gecikmez.

Gücün yetmezse, gücenmekten ne fayda?

Necip insanı tanımak lazım, Abdulmecit.

Ak maralı boynuzlar boynuzsuz keçi,

Keçilere deva olmadı,

………………………………………..

Altın vererek alınmaz, son nefes.

Kahramana kahraman derler, gücünü görünce,

İnkârın anlamı yok, aslını bilince.

O benim ne üstadım ne babam,

Uzaktan hayran oldum onu tanıyınca,

Ömrünün çoğu geçti kavga ile,

Hepinizi yeneceğim varlığımla diye.

Ehlisünnetim diye tartışıyorsun.

Sözü geçer aksakallar vefat etti,

Artık bize fesat çıkarmak kolay oldu.

Kazakların kafasını karıştırdık,

Varlığımız bir afet oldu,

Azmak için iyi bir sebep gururlanmak,

Ona da eklenince ardı sıra hırs.

Kuvvet açıkça müşkül oldu,

Bu illetin bulunmadı devası.

Söz çok olur dünyada, tutulmayan.

Hiç kimse düşmansız rahat yaşamamış.

Hiçbir vakit düşmanların, kavgasından

Cihanda ulemalar kurtulmamış.

Dalamayan birbirini it gibi,

Devlette adam var mı kudurmayan.

Niyeti iyi adam bulmak mümkün değil,

İçini kötü niyetlerle doldurmayan.

Doğru söylersen kibirliler küsüyor,

Kırılmış cam gibi çatırdayarak.

Fırsat bulunca adalete dil uzatır,

Akmulla dediğin zavallı biçare.

Yarasından yılmış ben bir kel itim,

Saksağan gibi mutluluktan şakıyan.

Selam getirdik daralandan,

Haksızlığa dayanamayıp kaşınandan.

Yaradan kazanç yok, biraderim,

Ağır yara kişiyi öldürür ağrıdan...

Kavga yapan kadınlar gibi çirkinleşip,

Utancı eksik değil os..randan.

Önce olgunluğa erişmek gerek -

Sonuç alınmıyor kısır maldan.

Öküzleri vuruşturup tak - tak diye,

Müslüman’ın sığırları kısır kalmış.

Yasaul* şeytandan bulsun belasını, yoksa.

 

* Yasaul : Askeri rütbe

 

Dünyada eser bırakmaz Müslüman’dan.

Ne zamandan beri nesliniz bozuldu,

Veya hakikate gözünüz mü kapandı?

Ya da örnek insanları geride bırakıp,

Sinek gibi yara yere konmuş mu?

Şapkanız düşünce keliniz görünür,

Dersin, içiniz yanınca azan azdıran diye.

Hakk’ın sözünden çıktın da ne buldun -

Söylerler atalarının efsanesi diye.

Söz ile taciz ediyorsunuz daima,

Çoğu yerde fitne çıkarır böyle haber.

Eğer söylersem, siz de öfkelenirsiniz,

Kötü düşünce, azgınlığın sebebi diye.

Düşünme hakkımızda kitap görmemiş diye,

Gittiğimiz uzak yerlere, gitmemişler diye.

Çocukların da kötülüğü unutmazsa

Kurbanın kötülüğünü bildiğimi de biliyorsun.

Gezdiğim yer Kazak bozkırı,

Ulu âlimler şimdi az buralarda.

Etrafım kitaptan mahrum değil,

Oturduğum yer bir kaz yuvası gibi.

Koymuşum çeşitli kitapları karşıma yığıp,

Bakıyorum Farsçalara başımı eğip.

Sizin de durumunuza göz atıyorum,

Fırsatımın varında, gönlüm eriyip.

Molla diye, hiç kimseye aldanmıyorum,

Mürşitleri sağlam değilse bağlanmıyorum.

İyi olurmuş güya düğününüzde zurna;

Duyan dayanamıyor, kulağını tıkıyor,

Peh peh! Sen Buhara’dan çıkan mollaymışsın,

Göklere çıkmış adın, yerde durmuyor.

Bilmiyorsun, seviyenin yüksekliğini,

Neden sen böyle geçimsizsin,

Efendim, Mercani kim, sen kimsin?

Tadına bak bir damla olsun bilimin.

Onlar senin nefretinden etkilenmez,

Aldatsan da, söylediklerine inanmaz,

Aranızda kavganın çokluğundan,

Şahitliğin zararı olmaz.

Belaların çoğu çıkıyor içimizden,

Ulema falan dediğimiz kişiden.

Ve o vakitte işim hak diyen deva -

Zülcelal gafil değil işimizden,

Burada kahramanlar var çok güçlü,

Güreştiğinde belini kırabilecek.

Büyük deliller var elinde,

Vurduğunda kulağının zarını patlatabilecek.

Kardeşim sen kendin de hesabını yap,

Mercani’nin Ceditçiliğini hesaba kat

Yer yüzüne nuru düşen o bir güneş,

Sen onun nurundan faydalan.

Zihni doğru adam, eğri olamaz,

Övünse de yıldız, güneş olamaz,

………………………………….

Melek melekle kıyaslanmaz.

Ben söyledim bildiğim kadar.

Her kim yapar elinden geleni.

Ama kâmilin iyiliğinin delili içinde,

Kovanın içindekiler dışına da saçılır.

Belli oldu şimdi yüreğindeki nefret,

Ömür boyu sürdü gönlündeki darlık,

Yalan pazarına düşerek,

Oldu ticaretin ya ihanet ya kurnazlık.

Kazan’a böyle bir âlim hiç gelmemiş,

Kazan’da değil başka yerlerde de görülmemiş.

Yüz âlimin kitapları bir tarafa,

Bu insanın dengi bulunmamış.

Her ülkede vardır bir bilge,

Her birisi ilimde hak arayan.

Soyunda Gazali gibi zat olmazsa.

Birçoğuna nazaran üstün âlim.

Hurafetinin ihlası tartışmak,

Hakikatle eş olamaz kibir.

Bu kavga yüzünden Allah korusun! –

Dudaklarımız olmasın paramparça.

O insanı tanımadan, çok sataşırsın,

Düşmanın yüz değil bin olur.

Ashaptan bize kalmış eser var –

Sizde buğday varsa, bizde tuz var.

Akmulla konuşursa, için sızlar.

Haklıyı görmek istersen, bizde göz var.

Aslan aya zıplarsa, ayağı kırılır.

Çıra gibi yanan gözün feri sönse,

Kahramanın ölümü Mariya’dandır denir!

Sizin okuduğunuz kitabı biz de okuyoruz,

Ayağına biz de çelme takabiliriz.

Tartışıp duran insanlarla

Biz de tartışmaya hazır çocuğuz.

Nurgali korktu diye, olma rahat,

Eğer sen eline sopa alsan, ben ok alırım.

Başımız sağ olsa, elimizde kitap,

Eğer sen tüfek alırsan, ben de alırım top!..

Kimse dalaşmakla muradına eremez,

Kavga defterini hiçbir at çekemez.

Münazara edip, erkeklerle,

Coşmadan, tartışmadan, durulmuyor.

Sel olup akan su, dağları deler,

Kazak’ın değirmeni feryat ile dönmez.

Bu devirde tabiat çok kötü,

Gerek Kazak olsun, gerek Tatar;

Görüyoruz burnu havada olanları…

Melek canı gibi değil bizim canımız.

Theme by Danetsoft and Danang Probo Sayekti inspired by Maksimer