Zamane Âlimlerine

 

Ademden hava kalmaz, yoksul olmadan,
Fakirlik sohbetine kardeş olmadan.
Huyu küçümsemek ya da horlamak.
Söz söylemeyen birini rahatsız etmeden.
Birine dünya bahtı hasıl olsa,
Muradına arzusuna vasıl olsa,
Nefsi firavun gibi hırçınlaşır,
Bir fitnelik görüp basılmazsa.
Başkasında hasiyet var diyemez,
Kendini hüsnüzana hasretse,
Erişkini hor görür bu insan,
Aklı doğuştan kıt olunca.
Konuşmasından her adamı adam sayar.
Başkalarını aşağılamaya heveslidir.
Kara sinek temiz yere konmaz,
Nerde irin, yara; yeri orasıdır
İnsaftan bir eser yok işimizde,
Kin, kışkırtma, haset dolmuş içimize .
Mesleğimiz - tartışmak, küçümsemek,
Yapacak iş yok başka aklımızda.
Doğru söze kulak asmak yok zihnimizde
Görsek de doğru yolu seçmeyiz asla.
Ve lakin gönülleri de olanlar,
Herkesi aşağılar, övmezler asla.
Yakın dursan demirci körüğü gibi,
Kirletir seni asla paklamaz.
Dokunsan yağlı kara selek gibi,
Bulaştırır karayı asla ağartmaz.
Yanlışlıkla ayağın kayıp, yere düşsen,
Atlar geçer üstünden, dönüp bakmaz
Zerre kadar hatanı görse,
Avretini açmaya hazır, asla örtmez.
Molla diyerek aldatırken herkesi,
Gerçek molla az bulunur aslında.
İyiliğin her zaman doğruluğu nerede?
Pür dikkat hakikate baktığımızda,
Rast gelse, yakalamaya hazır,
Oltası uzakta değil - parmağında.
Dostum, âlimlik farklı bir şey,
O kolaylıkla ele geçmez.
Baht gelse fark edersin,
İzzeti şerefe aldırmazsan
Nefsimiz, arzumuz için - en öndeyiz,
Şeytan bile gayret etmez böylesine,
Her ilmin ilk şartı - dürüstlüktür,
Bavırsak nefis olur bolca yense.
Yakışır kendimize baksak biz,
İlmin meyvelerini alsak biz.
İlmi korumaya çare bulup,
Daha çok tefsire ve hadise baksak biz.
Mollalık o zaman bize verir fayda,
Nefsimizin sahibi olabilsek biz.
Düşünmekle elden bir şey gelmiyor,
Gönül ile çok şeyler yapıyoruz biz.
Görünüşte molla gibi sultanız,
Sarığı ustalıkla sararsak biz.
Ayet okusak da telaşlanmayız,
Ah, yazık, kıyamette ne olacağız?!
Yaşımız büyüdükçe, gönlümüz genç,
Tövbeyi sonradan edeceğiz biz.
Halk için ak sarığın büyük olsun,
Atın-kızağın, elbisen görkemli olsun.
Hususen cahil halk nazarında,
Kendin şişman, göbeğin büyük olsun.
Bir zengin evinde ya da ilçede yaşamak gerek,
Mağrurları kendi yanına çekmek gerek.
Abdesti, namazı doğru kılmasan da,
Mollalığı her bilimden almak gerek.
Havasına uygun sözler söyleyip,
Tuzağı-ağı ustaca kurmak gerek.
Onların muradınca yürüyüversek,
Marifet aydınlığını örtmek gerek.
Göbeğimiz gebe sığırın karnı gibi,
Dilimiz cehennem ateşi gibi,
Şaşkınlıktan herkese küsüyoruz,
Tüyleri kabarmış erkek hindi gibi.
Bize dur diyecek aksakallar öldü,
Artık tufan çıkarmak kolay oldu.
Avamın başını biz karıştırdık,
Varlığımız bir afet gibi oldu.
İsyanın çoğu çıkar dilimizden,
Sarığı büyük büyük kişimizden.
Bugün de sırtımız - hoş, içimiz - boş,
Zülcelal - memnun değil işimizden.
Mollalık zor, yolu bilmezse,
Allah akıl verip göndermezse,
Peygamberden alınan ilim-bir nur,
Eğer aydınlığı karartılmazsa.
Molla olmaz, halkına yalan söylerse,
Âlimi rezil edip, kötülerse.
Âlime iyi insan kara çalmaz,
Özü veledizina gibi değilse.
Molla şudur ki, din öğretir para almazsa,
Dünya için dini satıp, kaybolmazsa.
Âlimden hikmetli çok soru var:
Çoban sopa yer, sürüye bakmazsa.
Marifetimizin meyvesi hırçınlaşmak,
Körükleyip kuduranı kışkırtmak,
Kucaklaşma, anlaşma, dostluk değil -
Kapılarak kavgaya, sopaya sarılmak.
Yetkinin yetkinliğini inkâr edip,
Vuruşmadan geçmiyor bizim öfkemiz.
Herkesi bencillik yanılttı,
Aksadı bu sebepten adımları.
Ahlaki terbiyeyi geriye bırakıp,
Rakibi küçümseyip, gönül rahatlatmak,
Günahımızın ağırlığına yer dayanamıyor,
Yağmurdan yoksun kaldı bizim tarla.
Kapıya bir zengin gelse, hoş geldin deriz,
Bir garip fakir gelse kaçarız.
Öğretsin öğrencilere önce iman,
Hoca olsun din için canını feda eden.
Manasını kendi diliyle anlatsın,
Böylelikle iki taraflı olur iman.
Molla olsa, korkak olup, üzgün olsun,
Gerek zengin, gerek fakir olsun.
Bu sözü sevmeyen düşmanlar,
Kızgınlığından, gerekirse çatlayıp ölsün.
Zenginlikten var mı kudurmayan,
İçini kötülükle doldurmayan?
Doğru söz havası sönmeye hazır,
Çatlayan cam gibi çıtırdayan.
Haklı olduğu yerde susmayan,
Akmulla adlı fakir seslenmiş.
Yaralanıp ıstırapla yatan bir yaşlı itim,
Saksağan ve karga gibi cırıldayan...
Sözü yerde kalmaz beyler
Uyarmanız gerekirdi bu durumdan.
Hazretler bizim gibi miskin, garip değil -
Onların ekmeği pişmiş, pilavı hazırdan.
Benim gibi fakirin, söylesem de, değeri yok,
Sözümün önemi bitip, sesi uçmuş,
Dünyada dolup yatan azizler var,
Bülbül dillerini para kesmiş.
Tartınca, birçok şey hafif çıktı:
Tartının da ayarı bozuk çıktı.
Endişeli konuşanlar uzak dursun,
İsti’farın “ayn’’ından nokta düşmüş.
Fethadan tekbirdeki “elif’’ doğar,
Demiyorum bu sözleri hasetlik için.
Sarhoşken nasihat kabul olur mu -
Hatasını övünmekle ömür geçiren.
Kendisinin bilimle hiç ilgisi yok.
Kendi kılar teheccüd namazını geceden.
Abdest almakla bitmiyor iş,
Olmazsa gerçek abdest önce içten.
Dünyaya doymak olmaz, bırakmak da -
Kanaat torbasını şıçan deşmiş.

Theme by Danetsoft and Danang Probo Sayekti inspired by Maksimer