Yerim Zindandır…

 

Çok çok selam misafir Akmulla’dan,

Doğru deyip halka söyleyen molladan.

Bütün bozkır içlerine bizden selam

Düşmanın iftirasından uzak molladan.

Selam verip fakirin hâlini sorarsanız,

Mektup ile bildirelim isterseniz.

Ah çekip, açlıktan kan yutuyoruz,

Ölmesek de ölenden farkımız yok.

Söyleyelim, size ibret, sorarsanız,

Yayılmış hünerimiz yurda :

Semizler dayanamaz, arıklar,

Burada büyüklerin baskısındayız.

Solgun, gece uykusuz tana çıkarız,

Her düşünceden, fikirden uzaklaşırız.

Ağ kurup, sinek tutan örümcek gibi,

Tahta kurusuyla pireyle dolaşırız.

Yattığım yerin adı zindandır,

Her türlü insan var cefa çekmiş.

Türlü ibretliklerin hesabı yoktur.

Nice münafık varsa toplanmış.

Demir parmaklıklardan penceresi,

Kara taşlarla örülmüş çevresi.

Ruslardan da var yatan birçok,

Bu yere düşmanın dahi düşmesin, dileme!

Hoşlanacak bir şey yok, gönül sarsılır,

Tüfekli asker yürür, döne dolaşa.

Başıma gelen işe çare var mı?

Yatarız biçareler, ağlaya ağlaya.

Tutuklunun, sorarsanız, hâli şöyledir:

İnsan insanı böyle dener.

Görürüz pencereden soyluları,

Geçerler atlarıyla tıkır tıkır

Bazıları on yıl yatmış, uzun süre,

Çareleri Petersburg’a kadar uzanmış.

Himmetli nice yiğitler yok edilip,

Ayağı kement ile prangalanmış.

Sararttı ak yüzümü kara taşlı ev,

At ile erin kaderi birdir.

Döndürdü başımı sürekli çığlıklarla,

Yoktur iyinin kötüden farkı.

İnsanın karanlık evde kaygılanması

Ağrımış yata yata kaburgası.

İçinde var hem haklısı hem haksızı,

Yatarlar enselerini kaşıya kaşıya.

Katıksız çorba içtiği aşı,

İçtiğinde damla damla akar gözünün yaşı,

Dostum içmem diye direnme,

Dünyanın vefası yok, lanet olası!

Ben de bunu isteyerek almadım,

Kazak’a zorla damat olmadım,

Allah’tan gelene ne çare?

Yüreğim yanar ateş gibi, derman bulamadım.

Biz de elbette bir şahbazın çocuğuyduk.

Hocanın dini öğrettiği talebesiydik.

İlim meydanında yarışa girip,

Dördüncü, beşincilik için çabalardık.

Geniş bozkır dardır, bela gelirse,

Olmayan suç var olur, ceza gelirse.

Esenliğin kadri sağlıkta,

Baştan akıl gider, bela gelirse.

Belayı çok görmüş soylular,

Paramparça olmuş altın tahtlar.

Düşmanın getirdiği beladan,

Kırılmış sapı süslü, çelik kılıçlar

Kimisine bir sebepten kıran girmiş,

İyiler de bundan payını almış,

Zalim bir sultana karşı gelip,

İmam-ı azam hapiste ölmüş.

Gerçek söz tesir eder bal gibi.

Bu yerde gönlüm korkak, dilim cesur.

Canı boş yere yanmış biçareyiz.

Usul usul masal anlatıp sallanırız.

Kula rızık değince kul kımıldar,

Saçılmış rızkı olsa, gidip tadar.

Her kul yazgısını yaşar,

Gerek sultan olsun, gerek imparator.

Terk edildi kaygı ile akıl, hatır

İçim kaygı, hasret ile doludur.

Böyle yatar Akmulla biçareniz

Derinden devşirip söze başlar.

Bir bela görmeyince insan şaşar,

Kulun gönlünü bela basar.

Bavırsak bile yemeyen Akmulla idim.

Çiğniyorum kuru ekmeği çatır çutur.

Askerler, gece olduğunda etrafımızı çevirip,

Kapatırlar, hayvan gibi, saya saya.

Ölüm aklıma gelirdi, bu gelmezdi,

Başa gelen Allah’tandır daima.

Sarardım parmaklıktan baka baka,

İnleyip sızlar tatlı can, oy!

İsengeldi, Batuçka’da hoca olmuş,

Akmulla horluk gördü bin bir çeşit.

Eridim kaygı ile düşüne düşüne,

Bu yerde hiçbir şeye sözüm geçmez.

Kadere garip kullar dayanırmış

Zalimler Akmulla’nın canını yakar.

Acıydı mazlumken geçen gün ve ay,

Kuran’da zulmü yasaklamış Allah.

İsengeldi’nin yaptıkları aklıma geldikçe,

Ağlarım iki gözümden yaşım dinmez.

Çoktu düşmanım beni dışlayan,

Türlü dedikodu, iftira ve kötülük çıkaran.

Bir söz var: Yok denilmiş Hakk’a ölüm,

Adaleti Sadece Allah’ım korumuş.

Açıklıyorum şimdi, dinleyin beni,

Liyakatsiz, doğru söze aldırmaz.

Üzgünüm yazdım ama sen kınama,

Kurtlar yüreğimi parçaladı.

Dayanamaz doğru söze cahil kişi,

Eski resmin kaldığı zamandan beri.

Düşman peygamberi de beğenmemiş,

Köpek midesine tereyağı yaramamış.

Havalı bu devirde ahali

Arasına yabancılar karışmış.

Sağ iken razı olmaz kara cahil,

Duyarsız insan yeniliğe bakmamış.

İnsanda dedikodu ile iftira kötü,

Sinekten sançıp duran arı kötü,

Söylerse söylesin kara çalsın,

Bir olmaz ak maralla kara domuz.

Göremez ilmin kıymetini kara cahil

Kara it de peygambere ürümüş.

Kapmadık it kalmadı beni,

Tenimde yer kalmadı kanamayan

Düşman gidince, baş açılır bu kaygıdan,

Şahin gibi başını çıkarmış tumağından

Tutuklu kalsam da, cevherim kaybolmamış:

O cevher ki, tek Allahu Teala’dan.

İyiyi göremez cahil insan,

İbret olsun diye kalmış eski zamandan.

Her Musa’ya bir firavun denilmiş gibi,

Kalmış o, emir olup ulemadan.

Kardeşlerim, hepinize çok çok selam,

Sizlere selamdan sonra ibret kelam.

Her türlü manada hikâye yazdım,

Yüzer mahir insan akıntıya karşı.

Horlandım, hataya düşüp kuzgunlara,

Dostlar iltifat ediniz bizim zarımıza,

Arktan atlayan küheylandım,

Kalakaldım dik uçurumda.

Ne böyle bir iş yapmış ne de görmüştür,

Orenburg’un, Kişi Jüz’ün Kazak’ı.

Atlas elbise, pazarında kıymetli olur,

Kurnazlıkla hile arasında pazarlık olmaz.

Altının değerini kuyumcu bilir, diye bir söz var,

Cevheri köpeğin boynuna taksan, boşa gider.

Saksağan, hâkim olsa da, papağan olmaz,

Yoksul yerde yiğidin saadeti olmaz,

Buzağısı ölen ineğin sütü olmaz.

Yengeç burcu yay olmaz,

Kötünün yapacağı uzun sürmez.

Ala böceğin derisinden post olmaz,

Kambağı yağlasan da kayış olmaz.

İyinin pazarında kargaşa olmaz,

Kötünün pazarında kazanç olmaz.

Sığırı donatsan da ne fayda,

Martıyı boyasan da tavus olmaz.

Gök demiri bilesen de elmas olmaz,

Boz eşek yoldaş olur, sırdaş olmaz.

Kötü dost kara yılan, sözü gibi,

Ne yâr olur yılan, ne yoldaş.

Kötü kollanmakla adam olmaz,

Huzurun kadrini bilmez ahmak, deli.

Zalimin zulmü çoktur, çok çok beslersen,

Köpek başını bile taşıyamaz.

Kötüyü bey yaparsan, yurdunu bozar,

Akılsızı şımartırsan, ayağını uzatır

Bey deme, halk deme, işine bak.

Bazen beygir, yüğrük atı geçer.

Bu devrin insanı haramzade,

Gönlü kara, ağzı bozuk, dili yalaka.

İlimden huysuz at gibi kaçarlar,

Hak dendiğinde, sürekli ağırdan alırlar.

Ağlayıp yatarım, kardeşim ah,

Zayıflayıp kupkuru kalmış küheylan gibi.

Zalimler kadir bilmez, yok ettiler.

Günün nurunu sevmeyen yarasalar gibi…

Korunsun âlim kişi kötü dosttan,

Cahil dost, bir aylık dosttur, sonra düşman.

Miskin kedi insan kokusunu bilmez,

Gülün kokusunu nerden bilsin koku alamayan?

Çok yatmaktan dar yerlerde sarardı elbet,

Bu yerlerde candan yakın oluverir yabancılar

Hilekâr ilin pazarında dükkân açıp,

Cevherimin değeri düştü, horlandı yalnızca.

Kötünün, kardeşim, uzağından git:

Evliya olsan da, ayrılmaz peşinden it.

İt ürmüştür nebiye denen söz var.

Köpek, namım yürüsün diyormuş.

Kardeşim bu sözümde görmeyin bir eksik,

Sizin iyiliğinizi kıskanmıyorum.

Kötüyü düşman görmek dinin sünnetidir,

Bazılarının inancından ederim şüphe:

Peygamber hadisine ait söz var,

Dedikodu yapan, cehennemin kancığı diye.

Dost olmaz, dostunu arkadan kötüleyen,

İnsan olmaz, bir hatayı örtmeyen.

Kulun arkasından neler demezler ki,

İnsafa gelip, hiç Allah’tan utanmayan.

Övmez insanı insan, sevmezse,

Sakat köpek yatıp havlar, yürüyemezse.

Ağzına toprak dolunca susar ancak,

Azrail gelip işini bitirince.

Ne yapsan, canın çıkar, kardeşim,

Ak sütünü bir köpek gelip mundar etse.

Ah çekmez er, yüreği sararmazsa,

Kaygısı kaygı üstüne gelmezse.

Her şeyden bu horlanmak kötüymüş,

Hastanın gönlü hoşnut edilmezse.

Şimdi inleyen bir mahkûmum,

Arada bir ziyaret etseniz olmaz mı?

Dertli kula Allah yakındır,

Ağlatır kulunun asil olanını.

O kimini çok sever, kimini ezer,

Dostunun duymak için münacatını.

Ama bu cahil, Muhammed’e inanmamış,

İmana çağırsa da, güvenmemiş.

Üç yüz altmış mucizesine sihir deyip,

Doğan ay ile güneşi görememiş.

Anlatayım kısaca dediğini ben şiirin,

Düşmanın dedikodusuna yoktur sözüm.

Bize değil, peygambere dil uzatmış,

Olur deyip her Musa’ya bir firavun.

Hapsedilip aziz Yusuf az mı yattı,

Çıkarıp, ağabeyleri köle diye sattı.

Ondan sonra Züleyha’nın iftirasından,

Zindanda on iki yıl cefa çekti.

Ne yaptı İsrail’in âlimleri kendi,

Onlar yakın nebi çocukları.

Hırsız, katil, dedikoducu deyip,

Yusuf a ne yaptı ağabeyleri!..

Yazılan, bakınız her kitaba,

Yalan olmaz deyip iltifata.

Mezarında İmam -ı azam köpek oldu deyip

Hangi densiz iftira attı o yüce zata.

Olacakları görmüş peygamberler,

Cefayı çekmiş asıl cevherler.

Hangi suçtan tutsak diye düşünmeyin

Fayda yok çok sözden, kardeşler.

Küheylanı yermek olmaz dışarıdan,

Böyle sözü anlamayan kara cahil.

Kovucuya Müslüman’sın diyemem,

Biz değil onlara peygamber bile inanmamış.

Güzel söz dinlemek hoş, mübarek,

İyiye Allah yardım etsin, akıl versin hep.

Bu sözüm şiir değil bir nasihat,

Yazanı olmayan Fars, Arap.

Theme by Danetsoft and Danang Probo Sayekti inspired by Maksimer