Halkın Yüreğinde Kalan Ezgi

Halkın Yüreğinde Kalan Ezgi

Kendisi hayattayken bile halkının düşüncesinde devrinin büyük insanı olarak tanınan ünlü şair Akmulla, Başkurt edebiyatı tarihine büyük bir miras bıraktı. Halkın bir ulus olarak oluştuğu zaman o, edebiyata girerek, adları efsane olan Başkurt halk ozanlarının asırlar öncesinden gelen geleneklerini yeni şartlarda devam ettirdi; aydınlığı, adaleti, kahramanlığı, azatlığı övdü, yenilikçilik ve eğitimcilik fikirlerini yorulmadan halk arasında yaydı.
Miftahettin Kamalettin oğlu edebiyatta Akmulla olarak tanınmaktadır. O, 12. Başkurt kantonu (eyalet), Kül-ili-Min ilçesi Tukhanbay köyünde (Şimdiki Başkurdistan Cumhuriyeti Miyeke ilçesine bağlı) bir Başkurt ailesinde doğup büyüdü.
Komşu Meneüztamak, Enes köyleri medreselerinde tahsil gördü. XIX. asırda Rusya’da meşhur olan Sterlibaş Medresesinde, çağdaşlarınca İdil-Ural’ın Fuzuli’si olarak tanınan önlü şair, sufi Şemsittin Zeki’den ders aldı. Troisk şehrinde Resüliye Medresesinde Doğu edebiyatını, Arapça ve Farsça’yı öğrendi.
Akmulla’nın şairlik yeteneği erken yaşlarda ortaya çıkar. Onun şairlik yeteneği, çocukken okuduğu medreselerde cahil mollalar aleyhine yazdığı şiirlerinden anlaşılır. Ancak bu ilk şiirleri günümüze kadar ulaşamamıştır. Akmulla şiirlerini halk ozanları gibi sözlü olarak dile getirmiştir. O devirlerde yazılı Başkurt edebiyatını sözlü halk edebiyatının çok etkilediğini görmekteyiz
Akmulla şiirleri başlı başına bir dünyadır. Onun eserlerinde zamanının üzüntüleri ve mutlulukları, halkın düşünceleri, hayalleri yer almaktadır. Tüm hayatını halka hizmet etmeye adamış olan şair, daldan dala konan bülbül misali, köyden köye, yayladan yaylaya göçüp eser yaratmış, insanlara ışık saçmış, zor şartlarda yaşayan halkın derdine deva bulmaya çalışmıştır. Toplumun içinde yaşayan şair, onun geleceğine ilişkin sorunlarını kaleme almış ve bunları halkın menfaatine uygun bir biçimde halletmeye çalışmıştır.
Akmulla’nın şiirinin kendisine mahsus özellikleri vardır. O, halkına şiirsel hitabını, tamamen halk ozanlarının geleneklerine uygun olarak yapmıştır. Halk ozanları toplum hayatının en çetin zamanlarında ortaya çıkarak, halkı mücadeleye davet etmişlerdir. Akmulla da, halkı bilime-hünere, aydınlığa, çağırmıştır. Bunların en güzel örneklerinin birisi de meşhur “Başkurtlarım, Okumak Gerek!” adlı şiiridir.
Akmulla’nın şiirlerine en çok 11-11 ölçüsünü kullanmıştır. Bu ölçüye, Başkurt folklor ve yazılı edebiyatında sıkça rastlanmaktadır. Akmulla’nın etkisinde kalınarak yaratılan şiirlerde de bu görülmektedir. Akmulla şiirinin Başkurt halk edebiyatına yakınlığı yedi heceli, yani Kobayır (destan) ölçüsü ile yazdığı şiirlerinden de açıkça görülür. Şiirlerinin destansı uzunluğu, açıklama üslubu, umumi stili, şiirsel yapısı ve Kobayıra has olan ölçüyle yazılmış olması, onun Başkurt destanlarından çok etkilendiğini göstermektedir.
Uzun yıllar geçmesine rağmen Akmulla’nın şiirlerinin etkisini sürdürmesi, onun büyük bir şair olduğunun delilidir.
Akmulla’nın şiirleri bugün hala önemini kaybetmedi. Onun Başkurt halk edebiyatından, klasik Doğu edebiyatından esinlenerek yazdığı şiirleri, bugün de unutulmaz bir nağme olarak halkın gönlünde yaşamaktadır. Onun eserleri yeni nesillere sabırı, nezaketi ve ahlaklı olmayı öğretmektedir.
Büyük şahsiyetlerin vasıflarını üstünde barındıran Akmulla, sadece Başkurt halkıyla kendini sınırlamamış, onun dile getirdiği meseleler ve düşünceler Türk dili konuşan birçok kardeş halkın hayatında iz bırakmıştır. Onun şiirlerinden büyük Tatar şairi Abdullah Tukay ile Kazakların ünlü şairi Abay Konanbayev’in etkilediğini söyleyen edebiyatçılar haklıdır.
Elbette! Ozanlar yalnız kalmayacaktır. Yaşayan halk ezgilerini dile getiren Akmulla gibi şairler var olduğu sürece halk da var olacaktır.

Ahat VİLDANOV

Akmulla Ödülü Sahibi.

Theme by Danetsoft and Danang Probo Sayekti inspired by Maksimer